Zeynep bir kere diş fırçalamasam ne olur ki sanki?
Neden öyle dedin?
Kahvaltıdan sonra dişlerimi fırçalamadığım için annem dışarı çıkmama izin vermedi. Düzenli olarak fırçalamazsam dişlerim çürürmüş.
Biraz abartıyor gibime geliyor.
Merhabalaar…
Atik, İşmen bu ne hal?
Evet şimdi anlatın.
Birazcık maç yaptık Atik ile.
İşmen’in denemek istediği hareketleri yaparken de biraz yerlerde süründük tabi.
Üstünüz başınız kir ve toz içinde.
Muyu, bize bir bez getirebilir misin, elimizi ve yüzümüzü temizleyelim.
İşmen bu kadar kir bezle temizlenmez. Suyla yıkamanız lazım.
Hortumu açayım suyla yıkayın elinizi, yüzünüzü. Bir de sabun getireyim.
Muyu, o sabun ile ne yapıyorsun?
İşmen ve Atik’i temizleyeceğiz.
İşte geldim.
Evet böyle daha iyi.
Sizi ne oyun oynuyordunuz Zeynep?
Seksek.
Harika. Bende oynamak istiyorum.
Kim birinci olacak?
Sayalım.
Tamam… olur…
Oooo… Portakalı soydum, baş ucuma koydum, ben bir şarkı uydurdum, duma duma dum. Kırmızı mum. Dolapta pekmez yala yala bitmez, Ayşecik Fatmacık sen bu oyundan çık.
Hadi biraz molaa. Size süt ve kurabiye getirdim.
Önce elleri yıkayalııım.
Bunlar bir harika, hepsini yiyebilirim.
Bize de bırakmayı unutma olur mu?
Sanırım ben de bir tane daha yiyebilirim.
İstersen ben vereyim Atik.
Neler oluyor arkadaşlar?
Ellerinize bir bakar mısınız?
Ah şimdi anladım.
Dikkat etmezseniz mikrop kapacaksınız. Tırnaklarınız kirli.
Merhabaa….
Hoş geldiniz…
Hoş buldum çocuklar. Neler konuşuyorsunuz bakalım böyle.
Tırnaklarımızı kesmezsek kir ve mikropların içine gireceğini, ancak tırnaklarımızı keser ve ellerimizi yıkarsak içlerinin temiz olacağını konuşuyorduk.
Mikropları normal gözle göremesek de, orada olduklarını biliriz.
Size küçük bir deneyle bunu anlatabilirim.
Harika.
Malzemeler için kim bana yardım eder.
Ben ederim.
Ben de.
Tamam gidelim o zaman.
Çcuklar deneye hazır mıyız?
Hazırız.
Bu tabaktaki suyu çevremiz ve üzerine döktüğüm karabiberi de mikroplar olarak düşünebiliriz.
İşmen denemek ister misin?
Evet. Evet…
Şimdi parmağını bu suya bir batır.
Ama hiçbir şey olmadı.
Şimdi bir de parmağını sabun dolu suyu daldırıp tekrar dene.
Vaaay nasıl oldu bu?
Ellerimizi sabunladığımızda mikroplar bu karabiber taneleri gibi bizden uzaklaşır.

Atik yorulmadın mı hala?
Hayır. Spor yaptıkça kendimi daha da iyi hissediyorum ve daha kolay geliyor.
Spor yapmak enerji ve mutluluk verir. Kan dolaşımı hızlandırarak vücuttaki oksijen seviyesini yükseltir.
Ben de sizi arıyordum.
Hoş geldin Zeynep.
Muyu ve İşmen’i gördün mü?
Hayır hiç görmedim.
Biz de İşmen ile sizi arıyorduk.
Bakın arkadaşlar.
Bir sürü misket getirdim. Rengarenk, çok güzel görünüyor değil mi?
Evet İşmen. Şu renklere bakın harika. Sarı, mavi, pembe, mor.
Nerede oynayacağız?
Parka gidelim mi?
Burası bence uygun.
Ama bizim misketimiz yok nasıl yapacağız?
Paylaşırız.
Olur.
Bir file size bir file bize.
Bi dakka bi dakka hemen hallediyorum.
Misketleri saymamız ve ona göre paylaşmamız gerek.
Tamam ben hallederim.
Bu bir… Bir… Bir… Bir… Bir.
Bu iki… İki…
Beş.
Tamam Kıtmir. Bu da senin misketin olsun.
Nasıl oynayacağız?
Şimdi sırayla bu üçgendeki misketleri vurmaya çalışacağız.
Hadi sayın bakalım kaç tane kazanmışsınız?
Bir, iki, üç,
Ve dokuz.
Senin kaç misketin var Zeynep?
Şey… Ee…
İşte bu kadar.
Tam 10 tane demek.
Evet evet an tane.
Zeynep sen Türkçe sayıları biliyor musun?
Şey aslında kendi dilimde sayı saymayı biliyorum fakat Türkçelerini henüz öğrenmedim.
O zaman öğretelim.
Olur. Çok sevinirim.
Ama nasıl?
Benim çok güzel bir fikrim var.
Atik ipini ödünç alabilir miyim?
İp atlamayı sever misin Zeynep?
Evet çok severim
Harika.
Laleli bir, içeriye gir… laleli iki, ormandaki tilki… laleli üç, atlaması güç… laleli dört, perdeleri ört… laleli beş, beş kardeş… laleli altı, araba yolda kaldı… laleli yedi, yemeğini yedi… laleli sekiz, … laleli dokuz, doksan dokuz… laleli on, çikolata bom.
Dedecim biliyor musun? Bilge matematik biliyor, acaba nasıl öğrendi?
Muyucuğum matematiği hayatımızın her yerinde kullanıyoruz.
Ya… Gerçekten mi?
Mesela Piri Reis ilk dünya haritasını çizen bir bilim insanıydı. Aslında bir denizci, gök bilimci, haritacı ve aynı zamanda matematikçi olan bir dâhiydi. Ve bu becerilerinin çoğu matematiğe dayanıyor. Piri Reis gemisiyle gezer, kara parçalarını matematikle ölçer ve bunu kâğıda dökerdi.

Muyu… Muyu…
Anne… Anne karşıya bir kamyon dolusu eşya getirdiler.
Öyle mi? Demek yeni komşularımız taşınıyor.
Gerçekten mi?… Belki de yeni bir arkadaş gelmiştir. Anne gidip bakabilir miyim lütfen…
O zaman sen babanın yemeğini götür gel de yeni komşularımızla tanışmaya gidelim.
Yaşasın…Hadi Kıtmir gidelim…
Hoş geldiniz.
Muah… Hoş bulduk babacım yemeğini getirdim ve buraya bırakıyorum. Dedeciğim nasılsın?
İyiyim Muyu’cuğum seni gördüm daha iyi oldum
Gitmem lazım. Annem bekliyor.
Muyu’cum neden acele ediyorsun?
Çünkü yeni komşularımızla tanışmaya gideceğiz. Akşam size anlatırım olur mu.
Muyuuu… Muyuuu…
Efendim İşmen.
Oyun oynamak ister misin?
Sonra oynarız. Şimdi önemli bir işim var.
Merhaba. Kolay gelsin.
Merhaba. Teşekkür.
Hoş geldiniz yeni eviniz hayırlı olsun.
Biz karşı komşunuzuz…
Merhaba.
Me… Merhaba
Benim adım Muyu.
Senin ismin ne?
İsmim Zeynep.
Memnun oldum Zeynep…
Harikasın …
Bebeğin çok güzelmiş.
Annem yaptı. Çünkü bütün oyuncaklarım diğer evimizde kaldı.
Eviniz çok mu uzak? Değilse gidip alabiliriz.
Biz Suriye’den geldik buraya
Gerçekten mi?
Buraya gelmenize çok mutlu oldum Zeynep, biliyor musun sen benim ilk yabancı arkadaşımsın…
A… Aarkadaş!
Evet… Ve bu çok havalı bir şey.
Ahhh…
İşmen… Sen de nereden çıktın?
Ne yapayım Muyu. Sen öyle oyun bile oynamadan gidince merak edip seni takip ettim.
Çok meraklısın İşmen… O zaman seni yeni arkadaşımla tanıştırayım… Bu Zeynep… Zeynep bu da benim meraklı arkadaşım İşmen.
Memnun oldum Zeynep.
Muyuuuu… İşmeeen…
Bilgeee, Atik Buradayız.
Siz bizi ararken biz yeni arkadaşımızla tanışıyorduk.
Yeni arkadaş mı?
Çocuklar sizi yeni arkadaşımla tanıştırayım. Bu Zeynep . Bunlarda arkadaşlarım Atik ve Bilge…
Memnun olduk Zeynep.
Be… Bende.
Çocuklar Zeynep ve ailesi buraya Suriye’den taşınmışlar. Artık burada bizimle yaşayacaklar.
Suriye’den mi?
Suriye ülkemize en uzun kara sınırı olan komşumuzdur. Savaş başladığından beri ülkemiz 4 milyona yakın Suriyeli kardeşimize kucak açtı.
Vay bee. 4 milyon ha.
En sevdiğin oyun nedir?
Evcilik ve ağaç kralı…
Ağaç kralı mı? Nasıl bir oyun? Bize de öğretir misin?
Tabii ki.
Harika! Bize çok çabucak alışacağına eminim Zeynep…

Hayırlı’a işler canım.
Hayırlı işler babacım.
Teşekkür ederim.
Şimdi olmaz Kıtmir, seninle oynayamam.
Biliyor musun anne bugün Zeynep bizimle oyun oynayacak.
Ne kadar güzel Muyu’cuğum. Bende bugün Zeynep’in annesi Nur hanımla görüşeceğim.
Yaşasın…
Hoş geldin Atik
Hoş bulduk Muyu.
Aaa işte geliyorlar.
Size harika bir kale yapacağım.
Ben Zeynep’e kendisi ve ülkesi hakkında sorular hazırlamıştım.
Ne yapayım bazı şeyleri çok merak ediyorum.
Merhaba.
Merhaba.
O halde parka gidelim.
Ben size kumdan kale yapayım,
Yarış yapmaya ne dersiniz?
Hepimiz farklı bir oyun düşünüyoruz. Nasıl yapsak?
Bende size en sevdiğim oyunu öğreteceğim.
O zaman önce sen Zeynep.
Adı melekşecere yani ağaç kralı. İçimizden bir kişi ağacın kralı olacak ve ağacı koruyacak, diğerleri de ağaca dokunmaya çalışacak. Ağaca dokunursanız kralı yenmiş olursunuz ancak ağaç kralı size dokunursa sıradaki ebe siz olursunuz…
Demek kral ha. Hemen oynayalım o zaman. Kral kim olacak?… Ben, ben… Hayır ben kral olmak istiyorum
Benim bir fikrim var arkadaşlar.
Nedir?
Şimdi kura çekeceğiz.
Zeynep şimdi sen bu çöpleri bize göstermeden elinde karıştırıp bize uzatacaksın ve bizde çekeceğiz. Uzun çöpü çeken kral olacak.
Anlaştık…
Şimdi herkes elindeki çöpü göstersin bakalım.
Yaşasınnnnn
Hadi biz de kumda oynayalım.
Bizde sizinle oynamaya geldik.
Ah, işte çocuklar da orada oynuyor.
Hadi bizde şu masaya oturalım.
Zeynep ne kadar da beceriklisin.
Evet, çok güzel.
Muyu. Muyu
Hadi gelin çocuklar.
Anne nereden çıktınız siz. Ooo neler neler yapmışsınız?
Anne …
Hadi çocuklar ellerinizi yıkayın gelin.
Ellerinize sağlık her şey çok güzel görünüyor, bu yiyeceklerden bazılarını ilk defa görüyorum. İsmi nedir bunların?
Bu humus, bu çıtır kabak tatlısı, bu da falafel köftesi.
Tadı da bir harika…
Muyu’cum bunları şurada oynayan çocuklara götürür müsün?
Biz çok kalabalığız bize yetecek mi ki?
Tabii ki paylaştığımızda hepimize yetecek kadar var.
Biraz ben paylaşırsam biraz da sen paylaşırsan bir kişiye daha yeter bu yemekler.
Hoş geldin dede… Hoş geldiniz… Hoş geldin baba.
Ooo dedeciğim bize neler getirdin.
Çok güzel ve sağlıklı atıştırmalıklar getirdim size. Meyve, kuruyemiş, pestil.
Dede biliyor musun bugün Zeynep bize ağaç kralı diye bir oyun öğretti.
Kumdan kale yarışması yaptık.
Zeynep’i kum oynarken görmen lazım. Öyle güzel bir kale yaptı ki… Biz birinci olduk.
Büyüyünce belki mimar olursun Zeynep.
Be… Ben… Bilmem ki?
Belki Zeynep de geleceğin Mimar Sinan’ı olur.
O da kim?
Mimar Sinan bundan yüzyıllar önce Osmanlı zamanında yaşamış bir mimar. Öyle kabiliyetli ve becerikli ki yüzyıllar önce yaptığı eserler günümüzde hala sapasağlam varlığını sürdürmektedir. Camiiler, mescitler, medreseler, hamamlar, kervansaraylar, saraylar ve daha bir sürü eseri vardır. Süleymaniye camide ses her yerden aynı yükseklikte duyulur… İşte Mimar Sinan böyle bir zekaya sahipti.
Vay… Her şeyi düşünmüş…
Bir sürü farklı şehir ve diğer ülkelerde de eserleri vardır.
Ama Miniatürk’te bir sürü eserinin minyatürü var. Oraya gidebiliriz.
Orası neresi?
Miniatürk Türkiye’deki tarihi eserlerin minyatürlerinin, yani daha küçüklerinin bulunduğu bir müze.
Birlikte gideriz değil mi dede? Anne?
Bende gidebilirim değil mi anne?
Elbette güzel kızım. Hep birlikte gider ve gezeriz inşallah.
Teşekkür ederiz Menekşe teyze Nur teyze.
O zaman sonra görüşürüz. Görüşürüz.